Sebebi Ben Miyim?

For an English version of this post, please click here.

İklim değişikliği ile mücadele politikaları iki ana sütun üzerine kurulu. Bunlar, iklim değişikliğini azaltma ve iklim olaylarına karşı adaptasyon. Karbon emisyonunu -dolayısıyla iklim değişikliğini- neden azaltmaya çalıştığımız aşikar, ancak iklim değişikliğine yönelik adaptasyon politikalarına da ihtiyaç duyuyoruz çünkü sanayi devriminin başlangıcından itibaren küresel ortalama sıcaklıklar 1.2 derece yükselmiş durumda. Bu 1.2 derecelik yükseliş sonucunda karşı karşıya kaldığımız birçok olağanüstü iklim olayı da, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2021 raporunda işaret edildiği üzere, ‘geri dönüşü mümkün olmayan bir biçimde’ yaşamlarımızı etkilemeye devam edecek. Bu yüzden de, iklimde yaşanan bu değişimlere uyum sağlanması bir zorunluluk. Peki, iklim değişikliğinden kim sorumlu?

İnsanlar tarafından yürütülen faaliyetler sonucu 1850 yılından beri 2.500 milyar ton karbon emisyonu gerçekleştirildiği tahmin ediliyor.[1] Carbon Brief tarafından yapılan bir araştırma, 1850 ila 2021 yılları arasında, hangi ülkenin kümülatif olarak daha fazla karbon emisyonunda bulunduğunu hesaplamaya çalışıyor. Sonuçlar çok da şaşırtıcı değil; küresel kümülatif karbon emisyonunda en büyük payı ABD alıyor. ABD’nin küresel kümülatif karbon emisyonunun tek başına yüzde yirmisinden sorumlu olduğu tahmin ediliyor. İkinci ve üçüncü sırada, yüzde on birlik payı ile Çin ve yüzde yedilik payıyla Rusya yer alıyor. Almanya ve Birleşik Krallık da, sırasıyla yüzde dört ve yüzde üçlük bir emisyondan sorumlu.

Açıkça görülebileceği üzere, iklim değişikliğinin en büyük sebebi olan insan kaynaklı emisyonları en fazla gerçekleştiren ülkeler, küresel refahtan oldukça büyük bir pay alıyor. Öte taraftan, kümülatif emisyonlardan en az sorumlu olan birçok ülke ise, iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu çerçevede, iklim değişikliğinin en yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalan ülkelerin bir araya gelerek oluşturdukları Climate Vulnerable Forum, bu ülkelerin sesini duyurmaya çalışıyor.

Sonuç olarak, iklim değişikliğine ‘sebep olanlar’ ile iklim değişikliğinin sonuçlarından en büyük zararı görmekte olanlar farklılık arz ediyor. Bu durum da, küresel kümülatif emisyonu yüksek ülkeler üzerine tarihi bir sorumluluk yüklüyor. İklim değişikliğinin sonuçlarının ölçülü bir biçimde paylaşılması için iklim adaletinin tesis edilmesi şart.   

Bu arada, 25 Temmuz 1997’de, ABD Senatosu’nda, Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe konulmaması hususunda oybirliği ile bir karar alındığını anımsatalım.


[1] https://www.carbonbrief.org/analysis-which-countries-are-historically-responsible-for-climate-change

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close